İş Hukukunda Yargılama Usulü

Ülkemizde yargılama usulü tek tip olmakla, işçi ve işveren arasındaki hukuki ihtilafların çözümü İş Mahkemeleri tarafından ortadan kaldırılmaktadır. İlk olarak 1950 yılında kurulan İş Mahkemeleri, öncelikle üç kişilik bir heyetle, yargılamaları yapmaktaydı. Bir hâkim, bir işveren temsilcisi ve bir işçi temsilcisinin heyette olduğu bu mahkemenin usulü daha sonraki yıllarda değişerek, günümüzdeki sisteme kavuşulmuştur. Günümüzde tek hâkimli olarak görev yapmakta olan İş Mahkemelerinin yargılama usulü, Türk Medeni Kanununa göre belirlenmektedir. Usul olarak sözlü yargılama usulünü uygulayan İş Mahkemeleri, diğer mahkemelerde bulunan, cevap dilekçesi, cevaba cevap dilekçesi gibi aşamaların hiçbirine sahip olmamaktadır. Bu haliyle, okuma yazma bilmeyen birisi dahi rahat bir şekilde davasında savlarını ileri sürebilmektedir. İş hukuku yargılaması, bu nedenle oldukça kısa bir sürede bitirilen davalardan olmaktadır.

Yargılama Usulünün Önemi

İş kanununa ilişkin oluşturulan İş Mahkemelerinde, usul olarak davanın üç celsede bitirilmesi sağlanmaktadır. İlk oturumda, taraflar delillerini ortaya koymakta ve savlarını ortaya koyabilmektedir. İkinci celsede ise, birinci celsede oluşmayan kanıtlar ve ara kararlar incelenmektedir. Son celse olarak belirtilen üçüncü celsede, yargıç her iki tarafa da söz verdikten sonra kararı tefhim etmektedir. Bu aşamada, verilen karara temyiz süresi tefhim tarihinden itibaren başlamaktadır. Tefhim tarihi tebliğ tarihi yerine geçtiğinden, bu hususta dikkat etmek gerekmektedir. Ayrıca işçi ve işveren arasındaki ihtilafı çözmek konusunda, yetkili iş mahkemesine dava açmak gerekmektedir. Bu konuda dikkat edilmemesi halinde, yetki itirazı yapılarak davanın uzaması söz konusu olmaktadır. Ancak son yapılan düzenlemeler neticesinde, İş Mahkemelerindeki yoğunluk daha da artmıştır. Özellikle tanık dinleme işlemlerinin oldukça fazla yapıldığı duruşmalar, uzun saatler sürebilmektedir. Ayrıca iş yoğunluğu nedeniyle, dosyalara verilmesi gereken cevaplar, istenildiği anda ulaşmamaktadır. Bu nedenle iş hukuku yargılaması oldukça uzun süreler sonuca bağlanamayabilmektedir.

Ülkemizde yargılama usulü olarak Türk Medeni Kanununa bağlı olan İş Mahkemeleri, aynı zamanda kendine özgü bir usulle de hareket etmekte ve yargılamayı bu usule göre yürütmektedir. İş hukuku yargılaması hususunda, İş Mahkemelerinin görev alanına giren tüm işlemler, işçi ve işveren arasındaki sorunları çözmeyi amaçlamaktadır.